Eskiden İslâmcı olan, Arapça bilen, uzun yıllar Kur'an tefsirleri konusunda araştırmalar yapan, son yıllarda ise farklı şeyler söyleyen, düşüncelerinin değiştiğini ifade eden yazar
Dücane Cündioğlu
"Duygusal yatırım yaptığımız şeylerden ayrılmak kolay değil. İnsan fiziksel anlamda mahallesini değiştirirken bile içinde bir burkulma oluyor. Uğruna en güzel yıllarınızı verdiğiniz bir düşünme biçimiyle hesaplaşmak ve bu mekanizmanın çalışmadığını itiraf etmek kolay mı?
Ben, bugüne kadarki düşünme biçimimin yanlış olduğunu farkettim. En temele koyduğum ilkeler düzeyinde yanılmışım. Dünyayı anlama ve yorumlama faaliyeti, inanç merkeze alınarak yapılabilecek bir şey değil. En temele koymam gereken şeyi buldum: Aklı en temele koyarak yeniden düşünmeye başlayacağımı ilan ettim.
'İslâm düşüncesi' derken 'düşünce' kelimesinin içine koyduğunuz her şey Yunan'dan gelme. Neredeyse tamamı. Alın onları, geriye iki tane Arap atasözü kalır.
Özgür bir insan, aklını bir başkasına emanet etmez. Hiç kimseye böyle bir kredi açılamaz. Bizi ne zaman ele geçiriyorlar? Çocukken.
En temele yerleştirilebilecek en temel yetenek, en insanî yetenek: us (akıl). Gözlem ve deneyi de bunun içine koyabiliriz. Dünyayı açıklamak için hiçbir insanüstü kaynağa veya yeteneğe ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Sadece, sahip olduğumuz yeteneğin hakkını vermek gibi bir yükümlülüğümüz var."
Dücane Cündioğlu
