30 Mayıs 2012 Çarşamba

Bodrum Evleri ve balıkçı


Hangimiz sevmeyiz ki Bodrum’u? Sakin masmavi denizi, eşsiz manzarası ve tabii ki hayranlıkla tek tek iç geçirdiğimiz evleri...
Bembeyaz evlerin, mavi kapıların görsel şenliği bir yana aslında hepsinin çok mantıklı birer sebebi var. Beyaz renk o sıcak havalarda evin daha serin olmasını sağlıyor hatta California'daki Berkeley Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, eğer tüm evlerin çatıları beyaza boyanırsa, dünyadaki ısı artışı azalıyor ve dünyaya bir katkıda bulunuyor. Mavi kapılar ise tamamen akrepler için... Akrep mavi rengi ateş olarak algıladığı için evlere giremiyor. Dışarından bu kadar güzel gözüken evlerin sırrı işte burada yatıyor. Bodrum evleri üç tipe ayrılıyor. Musandıralı, Kule Tipi ve Sakız Tipi. Biz en çok Sakız Tipi evlere rastlıyoruz, onun kökeni de tabii çok eskilere M.Ö 3000 yıllarına kadar uzanıyor.






 
 Bodrum’u Bodrum yapan ise tabii ki Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı). Size Ara Güler ve Şakir Eczacıbaşı’dan bizzat dinlediğimiz bu hikayeyi anlatmadan Bodrum’u anlatmış olmayız.



 Halikarnas Balıkçısı babasını bıçakladığı için hapse girer ve hapiste işkence gören genç çocuklarla ilgili bir yazı yazınca sürgüne, Bodrum’a gönderildi. Bodrum çok küçük nüfuslu bir köy o zamanlar. Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı) bahçeyle uğraşmayı çok sevdiği için belediyenin bahçivanı olarak işe giriyor ve bugün gördüğünüz o kocaman palmiyeleri kendi elleriyle dikiyor. Bir gün Ankara’dan bir telgraf geliyor, Bodrum’a bir İngiliz Lordu donanmasıyla ziyarete geleceğini duyuruyor. Ankara’dan tercümanlar geliyor, bir dolu hazırlıklar yapılıyor. Ve sonunda Lord, Bodrum’a yanaşıyor. Lakin Ankara’dan gelen tercümanlar, Lord ile iletişim kurmakta zorlanıyor. Çeviri yapamıyorlar.
Belediye başkanı Ankara’dan gelen heyete şu cümleyi kuruyor: - Efendim, bizim bahçivanı çağırsak, halledebilir. Heyet hiddetle: - Ne diyorsunuz siz? diye cevap veriyor. Belediye başkanının cevabı ise çok şaşırtıcı: Efendim, bizim bahçivan Oxford mezunudur da diyor...
Ve nam-ı değer Halikarnas Balıkçısı geliyor ve Lord ile sınıf arkadaşı çıkıyor. Lord Halikarnas Balıkçısı’na soruyor: -Benden ne istersin, o da cevap veriyor: - Burada gençler mercan avlarken vurgun yiyip ölüyor, buranın tek geçim kaynağı balıkçılık, sizden ricamız buranın balıkçılıkta ilerlemesi ve daha nice gencimizin vurgun yiyerek ölmemesi...
Aradan bir ay geçtikten sonra iki İngiliz donanma gemisi Bodrum kıyılarına yanaşıyor ve Bodrum balıkçılıkta birçok dünya ülkesinin ilerisine geçiyor ve gençler vurgun yemekten kurtuluyor.

Altınıcı Cadde Editörü: Tuğçe Özel


               
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...